Bu Blogda Ara

31 Temmuz 2009 Cuma




FALEZ NEDİR ?

Yakışıklı zengin oğlan murat ile yoksul güzel kızımız nalan bir gün yolda yürürken çarpışırlar. Kitapları toplamak için eğilen ikili göz göze gelir ve aşık olurlar. Aşklarını muhallebiciye gidip pekiştirirler ve bu o günden sonra böyle devam eder. Birbirlerini deliler gibi seven çift evlenme kararı alırlar. Murat bu konuyu ailesine açtığında ailesi tepki gösterir. Biricik oğullarına kenar mahalle kızı almayı uygun görmezler ve kendileri gibi zengin olan komşularının vamp kızı okşan ı devreye sokarlar. Okşana gaz verip ‘murat seni çok seviyor ama bir kenar mahalle dilberi oğlumuzu kandırdı. Murat ı ancak sen kurtarabilirsin’ gibi sözler ederler. Gaza gelen okşan ya Allah bismillah deyip entrika çevirmeye başlar. Nalan ın yanına giderek onu aşağılayıcı bir şekilde murat ın ailesinin onu istemediğini ve muratla nişanlı olduğunu yakında evleneceklerini anlatır. Kendisini kirletilmiş bir mendil gibi kenara atıldığını düşünen nalan koşarak murat ın yanına gider ve hesap sorar. Murat okşanla arasında bir şey olmadığını anlatmaya çalışsa da nalan ın gözü döner ve koşmaya başlar. Murat ta nalan ın peşinden koşar. Nalan sonunda kendini atmak için dalgaların aşındırarak derin oyuklar yaptığı ve kıyı boyunca dikliklerin olduğu yere gelir.buna falez denir.

Not = bir coğrafya dersinden alıntıdır.
(= asi angel =)

Benimkisi bir rüya

Bu gece farklı bir rüya gördüm.Geçmişten birisi (bay x)... Şu sıralar aklımın ucundan bile geçmemişti kendisi... rüyalarım biraz saçma olur benim ama bu sefer kurgu muhteşemdi.

Gerçekleri anlatıp rüyama geçeceğim .
Bu elemana vakti zamanında (4 yıl önce) ilgimi belli etmiştim.Nazikçe reddedilmiştim.Arkadaş moduna girişimizde telefon numarasını başkasından aldığım için bana kızmıştı filan fırt...
ne salakça değil mi? sanki kız çocuğu kendisi ...

Rüyama gelince eski mahallemdeki evime gireceğim .Bir bakıyorum bay x ve ekürisi önümdeler.Bana doğru birşey diyip gülüyorlar. Ben arkasından "bay x" diyerek bağırıyorum. Koşarak uzaklaşıyorlar.Evime çıkıyorum .Gayet sinirliyim.Düşünüyorum"Bunların burda işi ne ? biri mersinli teki kayserili..." neyse evden çıktığımda bir bakıyorum "bay x" tek başına ,simokinimsi birşeyler giymiş,yürüyor yolda. Takılıyorum peşine ,beni dinlemek istemiyor."Özür "diliyorum. "4 yıl önceydi. Rahatsızlık verdiğimin farkında değildim" diyorum .umursamıyor.
Birden sağımdan solumdan bay x in üni arkadaşları fırlıyor.Beraber yürümeye başlıyoruz.Meğer bir buluşma tertip etmişler Konya da.
Bir bayan arkadaşı yanıma anaç bir ifade ile yaklaşıyor.Ona "bay x den özür dilemek istediğimi ama beni dinlemediğini " söylüyorum.Kolumdan tutup bay x in yanına götürüyor beni "4 yıl geçtiğini , köprülerin altından çok sular geçtiğini sölüyorum kendisine...
özrümü kabul ediyor.Buluşmaya bende iştirak ediyorum. Buluşmanın sonunda ben basıp gidecekken yanıma geliyor bay x " helalleşiyoruz" ve ben sessizce evimin yolunu tutuyorum...

rüyamı yorumlamak istemiyorum .ama aklıma kötü şeylerde geliyor.Umarım sağlığı keyfi yerindedir bay x 'in .


(justreal)

30 Temmuz 2009 Perşembe

Başlık(sız)

Bu günler güzel geçiyor benim için. Staj süresi içinde yazıyorum şu satırları, sabah pek iş olmuyor o yüzden. Sabah 06.54'e kurulu olan saatimi her sabah 5 dakika erteleyerek 06.59'da kalkıyorum. Hemen banyoya giderek elimi, yüzümü, saçlarımı-ki çok fazla dökükler, neyi yıkıyorsun diyebilirsiniz- yıkıyorum. Eğer varsa sigaram servisi beklerken aç karnına içiyorum bi tane ki aç karnına içmek iyi değil pek. Ondan sonra serviste hûlyalara dalıyorum, uyanıyorum iş yerine gelince. 1 saat sürüyor yol.

Günler güzel geçiyor derken günlerim anlamlı oluyor eskisinden farklı olarak. Eskiden Vega'dan 'bu sabahaların bir anlamı olmalı' derken her uyandığımda, küfürler savururken beni uyandıran saaate şimdilerde aklıma, gönlüme düşen güzellikleri yaşıyorum.

Şimdi sigaram yok, sabah simit çay yaptım, üstüne bi sigara çok iyi giderdi aslında. İçmeyeyim dedim bugün, param da yok zaten, almadım.

Akşam saat 6'da çıkıyorum işten, eve varışım 7.30'u buluyor. Yol da uyuymaya çalışıyorum, ama olmuyor genelde. Eve geliyorum oturup elimi,ayağımı yıkadıktan sonra bilgisayarımın başına oturuyorum. Siteye (istiyor.us), şu an yazdığım blog'a,haberlere falan bakınıyorum. Sonra benim içimde eşsiz bir yer kaplayan Diablo II oynamaya başlıyorum. Kayboluyorum saatlerce zindanlarda, alevlerin içinde. Onu bunu kesip, doğrayıp yaşadığımın farkına varıyorum.

İnsana yaşadığını hissettiren şeyler ne garip aslında. Ya acı, ya mutluluk. Arasında, Araf'ta yer aldıysanız eğer anlıyorsunuz hissetmemenin nasıl birşey olduğunu.İnsana varlığını unutturan derin ve sessiz bir karanlık, sıkışıklık, Araf...

Ben mutluyum evet, ve bu bana varlığımı farkettiriyor.

Adalar buluşmasına da değineyim. Arkadaşlarımız Atilla1000 (Ati), Marsi (Murat), Wicth (Gencay), Akılhapishanesi (Alper) ve Süvari (Emre) vardı buluşma da. Ben uzun zaman kendime vakit ayıramamışken güzel insanlarla güzel vakitler geçirdim. Teşekkürü borç bilirim.

=)

******************************

Belli bir süredir yazamadım blog'a, malûm yoğunluk sürüyor.

(BLND)

29 Temmuz 2009 Çarşamba




YAĞMUR

hava yağmurluydu.anneannemin balkonuna kondu. korkuyordu. doğru dürüst uçamıyordu. tanımadığı bu yeri inceliyordu ürkek bakışlarla. yorgun olduğu her halinden belliydi. ve kolayca yakalandı. yağmur getirmişti onu adı yağmur olmalıydı.bizde uyandırdığı koruma ve acıma duygusundan dolayı beslemeye karar verdik. tıpkı bir bebek gibiydi. konuşup derdini anlatamıyor. yemeğini kendisi yiyemiyor ve etrafı pisletiyordu. minicik karnı doysun diye zorla ağzını açıp bir buğday tanesini içine atmak oldukça zordu. günler birbirini kovalaya dursun yağmur büyüyordu. kendi yemeğini kendi yiyor evin içinde uçuşup duruyordu.biraz daha büyüyünce yağmuru bizim eve getirme kararı aldık. gün boyunca merdivenlerde uçuşup duruyordu. bazen terasın aralık kalan kapısından göz ucuyla bakıp geri dönüyordu. kıyamıyordum hiç ona ama gitmesinden de korktuğum için kapıyı açmak işime gelmiyordu. ancak okuldan gelince ona vakit ayırıyordum. bu onun için yeterli olmuyordu. canı sıkıldığı her halinden belliydi.onun sıkıntısını geçirmeliydim. mutlu olmalıydı. ayağına ip bağlayıp dışarıda uçurmak geldi aklıma.ipini geniş tutarım ve çok yükselere uçar. eğer gelmek istemezse de çekerim ipinden mecburen yanıma gelir diye düşündüm. anneme fikrimi söylediğimde böyle bir şeyi yaparsam yağmurumun ayağının kopabileceğini söyledi. gözüm gibi baktığım kuşumun canının yanmasına dayanamazdım.vazgeçtim . ama bir çare bulmalıydım mutlu olması için. sonra yağmura bir kız arakadaş almaya karar verdik.ismini bulut koyduk.çok iyi anlaşıyorlardı. yağmur bulutu çok seviyordu. okuldan döndüğümde onu mutlu görmek beni de mutlu ediyordu. her şeyin yolunda gitmesi ne güzeldi. yağmur dışarı da çıkmak istemiyordu artık.
ve bir gün okul dönüşünde annem sana birşey söyleyeceğim ama asla ağlamayacaksın dedi. kesin kötü bir şey olmuştu.kim öldü anne dedim sessizce. annem gülümsedi. ölen falan yok. yağmur ve bulut terasın açık kapısından kaçmışlar dedi. inanmadım annemin dediğine. hemen merdivenlere koştum. yuvasına baktım bomboştu. sonra terasa çıktım. buruk buruk gülümsedim gökyüzüne.
(= asi angel =)

28 Temmuz 2009 Salı

Büyük Ada Site Buluşması Vol. 1

Yani site buluşması dediğime bakmayın 6 kişiydik. 6 kişi kalmamızda bütün emeği geçen arkadaşlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Ama ben eğlendim, bunu söyleyebilirm :)

Sabah Blnd'la buluşup iskeleye gittik. İskelede Akılhapisanesi ve Süvari'yle buluştuk kocaman bir vapura insan silsilesiyle ve onların akın etmesi sonucu sel halinde vapura bindik. Çok şükür, oturduk. Ata Demirer'in showunda yaptığı espiri misali suyun içinde gidiyordu vapurun yarısı. Derken Blnd'ın yanına oturan gruptan (ellerin 2 tane 5 lt'lik su 3 karpuz vs.) bir amca " Gençler kayın biraz sıkışak" diyerekten yanımıza oturdu. Muhabbet ediyoruz amcam bizi dinliyor arada yorum yapıyor, kopuyoruz. O arada ise Ati arıyor ve bana "Biz aynı vapura bincekmişiz sizinki buraya uğrayacakmış" diyor. Kahkahalarla gülüyoruz buna çünkü vapur hınca hıç dolu ve Kadıköy'e yaklaşmamıza rağmen vapurda bir yavaşlama yok. Bunun üzerine biz de ona "Hee Ati yer ayırdık size gelince oturursunuz, vapurun arka tarfında açık yerdeyiz diyorum". Düpedüz dalga geçiyoruz Ati sabah mahmurluğuyla anlamıyor :)

Vapur Kadıköy'ü geçtikten sonra Ati arıyor ve "Ya o vapur çok doluymuş buraya boş vapur gönderdiler" diyor. Biz hala gülüyoruz :) Biz bu telefon hadisesini yaşarken, içerden cümbüş sesleri gelmeye başlıyor, bildiğiniz darbuka ve kopan, şarkı söyleyen insanların sesini dinliyoruz. Çaycı geldi o sırada, ben Blnd ve amca çay içerkene, Akılhapisanesi ve Süvari kahve içmeyi tercih ediyor ve kahve alamaya içeri gidiyorlar. Döndüklerinde ise içerdeki insanların "altın günü" misali oynadıklarını ve bir grup arap sandığımız sonradan iranlı olduğunu öğrendiğimiz insanları ilahi okurken gördüklerini söylüyorlar, kopuyoruz :)

Sonrasında iranlıların bir kızımı kâh fotoğraf çekmek için kâh videoya manzaraayı çekmek için bizim olduğumuz bölüme doluşmaya başlıyorlar.Mecburan başlarına bulunan rehberlerden biri de onlarla geliyor. Onlar kendi aralarında konuşup bizim yanımızda manzarayı seyrederken bizim amca(!) onlarla arapça konuşmaya başlıyo ve bizim o anda çenelerimiz göbeklerimize düşüyor o da yetmiyor amcam bize tercüme yapıyor. Amcama saoruyorum

-"Pardon abi kaç dil biliyorsun sen?"
-"Arapçayı ana dilim gibi biliyorum, ingilizce, almanca, rusça, türkçe, kürtçe" dedi

Ben şok amcam gülüyor :D

-"Abi senin meslek ne pardon?"
-"Modelistim ben Şişli'de butiğim var"

Al sana 2. dumur!

Dahasında da öğreniyoruz ki amcamın gitmediği ülke kalmamış Kuveyt'ten tutun, fransaya kadar. 3 çocuğu varmı biri lise sona geçmiş diğerleri üniversitedeymiş Ankara'da. Helal olsun valla. Blnd ise bu kadar dumurdan sonra tek diyeceği cümle "Ummadık taş baş yarar" demek oldu. Amcam ve arkadaşları balık tutcaklarmış Heybeli Ada'da ve yiceklermiş "Çok tedarikliyiz" dedi ve indi :)


Yoruldum be! Ayrıca her an benim pc kapanabilir, güvenemiyorum. Devamını yazacağım. Bekleyin :P ^_^

*Witchh*

26 Temmuz 2009 Pazar

Oyun

Arkadaşlar süper bir kısa film.. ağlamama sebep oldu :(

izleyin derim ; Oyun

(Atilla1000)

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Soğan!




Sogan kadar sevdigim çok az yiyecek var.

Soganla çok eskilere dayanan bir geçmisimiz var. Ben 5-6 yaslarina kadar sogani hayatimdan mümkün oldugu kadar uzak tutmaya çalisiyordum. (Çocuk akli, cahillik iste :P) Sonra çok sevgili anneannemin kuru fasülye-pilav muhtesem ikilisini pisrdigi bir aksam onun yemegin yaninda büyük bir keyifle sogan yedigini gördüm. Ve o gece soganin kudretini kesfettim! =D
O gün bugündür soganla çok güzel ilerleyen bir iliskimiz var.

Sizin de bildiginiz gibi soganin en güzel yakistigi yemeklerdendir kuru fasülye-pilav. Gerçi ben istisnasiz her yemegin yaninda sogan yiyebilirim. (Simdiye kadar bahsettigim kuru sogandi, ama ayni seyler taze sogan için de geçerli) Tadina bayilmamin yani sira, gerçekten de faydalidir sogan.

Bu muhtesem lezzetin dezavantajlari da var malesef bildiginiz gibi. Mesela gaz yapmasi ve dislerinizi firçalamaniza ragmen uzunca bir süre nefesinizde yasayan kokusu. Bu dezavantajlarin pek umrumda oldugu söylenemez.

Evet, o agir koku sosyal hayatim için bir engel olabilir ama her zaman her sekilde sogani sosyal hayatima tercih edebilirim. O derece seviyorum! ("O derece" yazinca aklima sitedeki bir karikatür geldi :D) Beni seven soganimla sevsin!

Soganin amcasinin oglu olan Sarmisak da benim için ayrica önemlidir, ama o baska bir yaziya :))


(Fiddy)